Türk
Gıda
Kodeksi
2005/49
sayılı
bal
tebliğinde
''
Bal
,
arıların
çiçek
nektarlarını
bitkilerin
veya
bitkiler
üzerinde
yaşayan
bazı
canlıların
salgılarını
topladıktan
sonra
kendine
özgü
maddeler
karıştırarak
değişikliğe
uğratıp
bal
peteklerine
depoladıkları
tatlı
madde''
olarak
tanımlanmıştır.
Tanımından
da
anlaşılacağı
gibi
bal
saf
ve
doğal
olmalıdır.
Balın
Bileşimi
(Kimyasal
Yapısı):
Genel
olarak
balın
yaklaşık
%
80'i
değişik
şekerlerden,
%
17'si
sudan
meydana
gelir.
Geri
kalan
%
3'lük
kısım
başta
enzimler
olmak
üzere
diğer
değerli
maddelerden
oluşur.
Balda;
demir,
bakır,
potasyum,
kalsiyum,
magnezyum,
fosfor,
silisyum,
aliminyum,
krom,
nikel
ve
kobalt
gibi
değerli
mineraller
vardır.
Salgı
balları
mineral
maddelerce
daha
zengindir.
Bu
özelliğinden
dolayı
tedavi
amaçlı
olarak
ta
kullanılırlar
ve
kristalize
olmadıkları
için
tercih
edilirler.
|
BALIN
KİMYASAL
YAPISI
|
|
BİLEŞİMİ
|
Ortalama
|
St.
Sapma
|
Aralık
|
|
Su
|
17.2
|
1.5
|
13.4-22.9
|
|
Fruktoz
|
38.2
|
2.1
|
27.2-44.3
|
|
Glikoz
|
31.3
|
3.0
|
22.0-40.7
|
|
Sukroz(sakkaroz)
|
1.3
|
0.9
|
0.2-7.6
|
|
Maltoz(reducing
disccharides)
|
7.3
|
2.1
|
2.7-16.0
|
|
Higher
sugars(Yüksek
Şekerler)
|
1.5
|
1.0
|
0.1-8.5
|
|
Serbest
Asitler
(as
gluconic
acid)
|
0.43
|
0.16
|
0.13-0.92
|
|
Laktone
(as
glucolactone)
|
0.14
|
0.07
|
0.0-0.37
|
|
Toplam
Asit
(as
gluconic
acid)
|
0.57
|
0.20
|
0.17-1.17
|
|
Kül
|
0.169
|
0.15
|
0.020-1.028
|
|
Nitrojen
|
0.041
|
0.026
|
0.000-0.133
|
|
pH
|
3.91
|
-
|
3.42-6.10
|
Protein
açısından
balda
17
adet
farklı
aminoasit
belirlenmiştir.
Balın
yapısındaki
enzimlerin
bir
kısmı
bitkilerden
bir
kısmı
da
arının
salgı
bezlerinden
gelir.
Enzimler
balın
en
değerli
maddeleridir.
Doğal
ve
ısıtılmamış
ballarda
enzim
miktarı
yüksek
olup
bu
ballar
kaliteli
ve
çok
değerlidir.
Bal
ısıtıldığı
oranda
enzim
değerinde
kayıplar
olur.
BALIN
ÖZELLİKLERİ
Balın
Rengi
Bitkisel
orjine,
depolanma
süresine
ve
koşullarına
göre
açık
renkten
koyu
kahverengine
kadar
değişim
gösterir.
Balın
berraklığı
ve
şeffaflığı
ise
içindeki
polen
ve
diğer
maddelerin
yoğunluğuna
bağlıdır.
Ayçiçeği
ve
narenciye
balları
açık
sarı,
kestane
bakı
kırmızımtrak,
okaliptus
balı
grimsi
kahverengi
ve
çam
balı
koyu
yeşilimsi
ve
kahverengidir.
Balın Viskozitesi
Balın
bünyesi
ya
da
akıcılığa
karşı
koyma
özelliği
de
denilen
viskozite,
bal
içindeki
su
oranı
ile
yakından
ilgilidir.
Koyu,
yavaş
akan
bir
balın
viskozitesi
yüksek,
açık
renkli
ve
gevşek
bünyeli
ballarda
viskozite
düşüktür.
|
BALIN
VİSKOZİTESİ
|
|
Su
Oranı(%)
|
Viskozitesi(poise)
|
Sıcaklık(oC)
|
Viskozitesi(poise)
|
|
13.7
|
420
|
13.7
|
600.0
|
|
15.5
|
138
|
20.6
|
189.6
|
|
18.2
|
48
|
29.0
|
68.4
|
|
20.2
|
20
|
39.4
|
21.4
|
|
|
48.1
|
10.7
|
|
71.1
|
2.6
|
Balın
Higroskobik Özelliği
Bal
higroskobik
bir
madde
olup
havadan
nem
absorbe
etme
özelliğine
sahiptir.
Balın
havadan
nem
alması
özel
yapısına,
şeker
ve
su
içeriğine
bağlıdır.
|
BALIN
HİGROSKOBİK
ÖZELLİĞİ
|
|
Havadaki
Nem
(%RH)
|
Bal
(%
su
oranı)
|
|
50
|
15.9
|
|
55
|
16.8
|
|
60
|
18.3
|
|
65
|
20.9
|
|
70
|
24.2
|
|
75
|
28.3
|
|
80
|
33.1
|
Balın
Kristalizasyonu
Balın
kristalizasyonu;
balda
bulunan
şekerlein
zamanla
doyma
noktasına
ulaşarak
dibe
çökmesi
olayıdır.
Çiçek
balları
zamanla
kristalize
olur.
Kristalize
olan
bal
sahte
veya
hileli
bal
demek
değildir.
Kristalize
olan
ballar
su
banyosu
içerisinde
ısıtılarak
kristalizasyon
ortadan
kaldırılabilir.
Kristalizasyon
balın
su
içeriği
ile
bünyesindeki
fruktoz
ve
glikoz
şekerleri
arasındaki
oranla
ilgilidir.
Genellikle
bal
içindeki
fruktoz,
glikozdan
fazladır.
Fruktoz/Glikoz
oranı
büyüdükçe
balın
şekerlenme
eğilimi
azalır.
Olgunlaşmamış
bir
balda
glikoza
göre
daha
fazla
sakkaroz
bulunduğu
için
şekerlenme
yavaş
olur.
Su
içeriği
düşük
olan
ballar
daha
geç
kristalize
olurlar.
Bu
nedenle
petekli
ballarda
kristalizasyon
geç
başlar
veya
hiç
görülmez.
Balın Işığı Döndürme Özelliği
Balın
polarize
ışığı
sağa
ve
sola
döndürmesi
balın
kaynaklarına
bağlıdır.
Nektar
balları
ışığı
sola,
salgı
balları
ise
sağa
döndürmektedir.
Sakkaroz
denilen
çay
şekeri
de
ışığı
sağa
döndürür.
Bu
özellik
sahte
balın
tanınmasına
yardımcı
olur.
Balın Fermantasyonu
Balın
mayalanması
veya
bozulması
anlamına
gelir.
Su
oranı
yüksek
olan
ballarda
şekere
dayanıklı
mayalar
şekeri
parçalayarak
alkol
ve
karbondioksit
oluşturur
ve
bal
köpürür.
Fermantasyonu
önlemenin
en
önemli
yolu
balın
olgunlaştıktan
sonra
hasat
edilmesidir.
Çünkü
olgunlaşmış
bal
(sırlanmış)
şeker
konsantrasyonu
yüksek,
su
oranı
daha
düşüktür.
Tat ve Koku
Balın
tadı
yapısındaki
şekerlerin
miktarı,
türü
ve
birbirlerine
oranı
ile
ilgilidir.
Kokusu
da
alındığı
kaynağa
göre
değişir.
Bala
uygulanan
işlemler
tadını
ve
kokusunu
değiştirebilmektedir.
Bu
nedenle
ısıtma,
işleme,
depolama
gibi
uygulamalarda
balın
kendine
has
tadı
ve
kokusunu
bozacak
yanlış
işlemlerden
kaçınmak
gerekir.
Bal Hasadı ve Muhafazası
Arıların
doğadaki
çeşitli
nektar
kaynaklarından
topladıkları
nektardan
elde
edilen
ve
petek
gözlerine
konulan
bal,
başlangıçta
alındığı
kaynağa
bağlı
olarak
yüksek
miktarda
su
içerir.
Arılar petek gözleri üzerinde kanat çırparak ve dışarıdan kovana hava
pompalayarak, kovan içinde oluşturdukları hava akımı ile balın fazla suyunu
uçurup olgunlaştırırlar. Böylece balın su oranı yaklaşık %17-18 civarına
indirilip bal dolu petek gözleri balmumu ile kapatılır.
Bu işleme ''balın sırlanması'' denir. Arılar balını olgunlaştırdıkları petekleri
çerçevenin üst çıtasından başlayıp aşağı doğru sırlarlar. Eğer ballı bir peteğin
en az 2/3'de bal dolu gözler sırlanmışsa bu peteğin balı olgunlaşmış demektir.
Hasada başlanabilir.
Kovandaki bütün peteklerdeki balın olgunlaşmasını beklemeden balı olgunlaşan
petekler kovandan alınmalıdır.
Olgunlaşmış balların kovandan alınmasına bal hasadı adı verilir.
Bal hasadı genellikle arıların yağmacılık eğilimlerinin az olduğu sabahın erken
saatlerinde yapılır. Kovandan alınan ballı çerçeve taşıma sandığına konulur ve
hemen üzeri bir örtü ile kapatılarak arılardan korunur.
Bal hasadının en güç yanı arıları ballı peteklerden uzaklaştırmak ve yağmacılık
çıkmasını önlemektir Ana arının ballıkta da olabileceği unutulmamalı,ona bir
zarar vermemek için dikkatli olunmalıdır.
Bal hasat edilen kovanda arılara yeterince kışlık bal bırakılmış olmalıdır. Bunu
sağlamak için genellikle kuluçkalıktan bal hasadı yapılmamalıdır.
Balın süzülmesi
Balın
süzüleceği
oda
içi
sıcaklık
25
ile
30
C
olmalıdır.
Çerçeve
veya
petek
üzerindeki
sırlar
sır
bıçağı
veya
sır
tarağı
ile
alınır.
Sonra
elle
veya
elektrikle
döndürülen
santrifüj
(bal
süzme
)
makinesine
yerleştirilerek
ballar
çıkarılır.
Balın dinlendirilmesi
Süzülen
ballar
,gittikçe
incelen
çok
katlı
elekten
geçirilerek,mum
kırıntıları
ve
diğer
yabancı
maddelerden
arındırılır.
Buna
rağmen
küçük
parçacıklar
ve
hava
kabarcığı
balın
rengini
bulandırır.
Bu
nedenle
bal,dinlendirme
tankına
alınır.
Balın
burada
1-2
gün
kalması
yeterlidir.
Küçük
parçacıklar
ve
hava
kabarcıkları
köpük
şeklinde
üstte
toplanır
ve
buradan
alınarak
arılara
yem,sirke,likör
vb.
şeklinde
değerlendirilebilir.
Böylece
balın
bulanıklığı
giderilmiş
olur
ve
ambalajlanır.
Balın
depolanması
Bal
kapalı
kutularda
ve
hava
ile
ilişkisi
olmayacak
şekilde
saklanması
gerekir.
Bal
için
en
uygun
ambalaj
kabı
kapaklı
cam
kavanozlardır.
Ambalajlanmış
ballar
oda
sıcaklığında
tutulmalıdır.
Kristalize
olmuş
balın
tekrar
eski
haline
dönmesi
için
bal
kabı
45-65
OC
sıcak
su
dolu
bir
kap
içerisinde
bekletilerek
,balın
çözülmesi
sağlanır.
Bal
kabı
hiçbir
zaman
doğrudan
ateş
ile
temas
ettirilmemelidir.
Kaliteli
Bal
Üretimi
İçin
Öneriler
-
Arıcılar
arı
hastalık
ve
parazitlerini
tanıyabilmeli,
bal
mevsiminde
ilaç
ve
antibiyotik
kullanmamalıdır.
-
Arıcılar
zirai
mücadelenin
yaygın
olarak
yapıldığı
alanlardan
uzak
durmalıdır.
Bal
hasadı
kapalı
ve
temiz
yerlerde
yapılmalıdır.
-
Balın
konulduğu
teneke
ve
kaplar
temiz
ve
sağlığa
uygun
olmalıdır.
-
Ballar ısıtılmamalı ve yapısı değiştirilmemelidir.
Balın
Fizyolojik
Etkileri
Bal
insanoğlunun
tükettiği
en
eski
gıdaların
başında
gelmektedir.Bal
binlerce
yıldan
beri
hem
enerji
sağlayan
değerli
bir
besin
maddesi
olarak,
hem
de
yara
ve
yanıkların
tedavisinde
ve
bir
çok
hastalıklarda
ilaç
niyetine
kullanılmaktadır.
Balın
şifa
verici
özellikleri
başta
Kur'an
olmak
üzere
birçok
kutsal
kitapta
da
belirtilmektedir.
Balın
fizyolojik
özellikleri
ve
kullanımı
konusunda
yüzlerce
literatür
bulunmaktadır.
-
BAL
bir
doğal
enerji
kaynağıdır.
Bu
nedenle
bebekler,
yaşlılar,
sporcular,
hasta
ve
düşkünlerle
birlikte
normal
sağlıklı
insanlar
tarafından
da
severek
ve
bilinçli
olarak
tüketilmektedir.
-
BAL
yeni
doğan
bebeklerde
sütten
yararlanmayı
ve
kemiklerde
Kalsiyum
fiksasyonunu
artırmaktadır.
Sadece
süt
ile
beslenen
bebeklerde
oluşan
kansızlığı
(anemi)
ve
anorexia
yı
önlemektedir.
-
BAL
iştah
artırmakta,
enerji
ve
direnç
kazandırmaktadır.
Bal
besinlerin
daha
hızlı
sindirilmesine
neden
olmakta,
sindirim
sistemi
enfeksiyonlarında,
kabızlığın
giderilmesinde
oniki
parmak
bağırsağı
ülserlerinde,
ve
karaciğer
rahatsızlıklarında
yaygın
olarak
kullanılmaktadır.
Balın
Solunum
Sistemine
Etkileri
Bal
karasal
iklime
sahip
ve
gün
içi
ısı
farkının
fazla
olduğu
bölgelerde
soğuğa
ve
soğuk
algınlığına
karşı,
ağız,
boğaz,
ve
bronşlardaki
rahatsızlıklarda
ve
enfeksiyonlarında
doğal
bir
ilaç
olarak
kullanılmaktadır.
Bu
özellikler
balın
antimikrobiyel
etkisinin
yanı
sıra
baldaki
fruktozun
doku
ve
kasları
yumuşatıcı
ve
gevşetici
özelliğinden
kaynaklanmaktadır.
Balın
Yara
ve
Yanıklarda
Kullanımı
Bal
günümüzde
modern
tıpta
besleyici
ve
nemlendirici
özelliği
nedeniyle
birçok
kozmetik
kremlerinde,
açık
yaralarda,
yatak
yaralarında,
ülserlerde,
ve
yanıklarda
doğrudan
sürülen
ilaçların
yapımında
kullanılmaktadır.
Bal
enfeksiyonları
önlemekte,
doku
oluşmasını
hızlandırmakta
ve
yara
ve
yanık
izlerini
azaltmaktadır
(Hutton
1966;
Manjo,
1975;
Armon,
1980
and
Dumronglert,
1983).
Eşit
miktardaki
Bal,
çavdar
unu
ve
zeytin
yağı
karışımı
ile
hazırlanan
kremin
günde
3
kez
kullanımı
ile
inek
ve
atlarda
görülen
ve
kangrene
dönüşen
yaraları
dahi
tedavi
ettiği
bildirilmektedir
(Lu~hrs,
1935;
Lu
cke
1935)
Balın
Göz
Hastalıklarında
Kullanımı
Balın
bazı
ülkelerde
doktorlar
tarafından
katarakt
ve
kojuktivit
ile
bazı
kornea
rahatsızlıklarında
başarı
ile
kullanıldığı
bildirilmektedir
(Mikhailov,
1950).
Ayrıca
kornea
ülserinin
de
saf
bal
ile
veya
vazelin
yerine
bal
ile
hazırlanan
%
3
lük
sulphidine
pomadı
ile
başarılı
bir
şekilde
tedavi
edildiği
bildirilmektedir.
Şeker
Hastalığı
ve
Bal
Zaman
zaman
hakiki
(!)
balın
şeker
hastalığına
iyi
geldiği
şeklinde
yazılar
çıkmakta
veya
söylentiler
duyulmaktadır.
Bunun
bilimsel
bir
dayanağı
yoktur
ve
yanlıştır.
Bal
da
kan
şekerini
yükseltir
ve
fazla
alındığında
şeker
hastalarını
komaya
sokabilir.
Ancak
eşit
miktarda
alınan
bal,
kan
şekerini
çay
şekerine
oranla
daha
az
yükseltmektedir.
Bu
nedenle
şeker
yerine
az
miktarda
bal
kullanılabilir.
Balın
Antimikrobiyel
Aktivitesi
Balda
mikrop
üreyemez
çünkü;
-
Şeker
konsantrasyonu
çok
fazladır.
-
Balın
pH
sı
3.5-4.0
civarındadır.
-
Baldaki
enzimler
inhibin
(H2O2)
oluşmasına
neden
olur.
Not:
Isıtılmış
ballarda
antimikrobiyel
aktivite
görülmez
veya
yok
denecek
kadar
azdır.
Balın
Kullanım
Alanları
-
Sofralık
olarak
kullanımı
(Petekli,
süzme,
krem
bal,
meyveli
bal,
aromalı
bal,
kuruyemişli
bal,
polenli
bal,
arı
sütlü,
propolisli
bal
vb.)
-
Gıda
sanayiinde
besin
elementi
veya
tatlandırıcı
olarak
kullanılmaktadır.
-
Pasta
ve
fırıncılıkta
tatlandırıcı
ve
bayatlamayı
önleyici
olarak
kullanılmaktadır.
-
Şeker,
şekerleme,
helva
reçel
ve
marmelat
sanayii.
-
Süt,
yoğurt,
dondurma
sanayiinde.
-
Alkollü
ve
alkolsüz
içki
sanayiinde.
-
İlaç
sanayiinde
(Öksürük
şurubu
vb)
BALMUMU
İşçi
arıların
12-18
günlük
yaş
dönemlerinde
karın
halkalarındaki
mum
salgı
bezlerinden
salgılanan
bir
maddedir.
Rengi
salgılandığı
an
beyazdır,
sonra
koyulaşır.
Arılar
petek
gözlerini
örmek
için
balmumu
üretirler.
Arılar
1
Kg
balmumu
üretebilmek
için
6-10
Kg
bal
yemeleri
gerekmektedir.
Mum
salgılayan
arılar
önce
bal
yerler,
daha
sonra
35oC
de
zincir
şeklinde
salkım
oluşturarak
mum
salgılarlar.
Özellikle
Afrika,
Orta
ve
Güney
Amerika
da
baldan
daha
önemli
bir
arı
ürünüdür.
Balmumu
geleneksel
olarak
petek
kırıntılarının
sıcak
su
içinde
eritilip
yüzeyde
toplanan
mumun
soğutulmasıyla
elde
edilebildiği
gibi
güneş
enerjili
mum
eritme
kapları
da
kullanılır.
Balmumu
büyük
oranda
temel
petek
yapımında
ve
kozmetik
sanayinde
kullanılmaktadır.
Ayrıca
mum
sanayinde,
parlatıcı
boya
ve
cila
yapımında,
dişçilik
gibi
alanlarda
da
kullanım
alanı
bulmaktadır.
Burada
çok
önemli
bir
hususa
da
değinmek
gerekir.
Arıcılık
yönetmeliğinin
zorunlu
bir
hükmü
olarak,
temel
petek
yapımında
kullanılacak
balmumunun
110oC'de
12
saat
süreyle
sterilize
edilmesi
gerekmektedir.
Balmumu
%100
saf
olmalı,
parafin, serezin, reçine ve iç yağı gibi yabancı maddeler içermemelidir.
Balmumunun renginin açık olması istenir. Balmumu 42 saat güneşte bırakılırsa
rengi açılır. Ülkemiz açısından arıcılıktan baldan sonra 2. ekonomik arı
ürünüdür.
Balmumunun
Saf
Olduğunu
Nasıl
Anlarız?
1.
Saf
balmumu
benzin
içinde
tamamen
erir.
2.
Saf
balmumu
ateşe
atılırsa
tamamen
yanar,
ortama
güzel
bir
koku
yayılır.
3.
Balmumundan
küçük
bir
parça
çiğnendiğinde
saf
mum
dişlere
yapışmaz,
kötü
tat
ve
aroma
hissedilmez.
4.
Bir
kaba
biraz
mum
koyup
içine
20
g
eter
damlatılırsa
ve
15oC
kadar
ısıtılırsa
saf
balmumu
erir.
Katkılı
balmumu
erimez.
POLEN
Polen
çiçekli
bitkilerin
anterlerinde
oluşan
ve
döllenmede
rol
olan
erkek
üreme
birimidir.
Polen
6
-
200
mm
çapında
değişik
renklerde,
şekillerde
ve
yapıdadır.
Polen
protein,vitamin,mineral
madde
ve
enzimler
bakımından
çok
zengin
bir
besin
maddesidir.
Arılar
kovanın
protein
ihtiyacını
karşılamak,yavruları
beslemek
için
polen
toplarlar
ve
bunları
kovana
taşıyarak
petek
gözlerinde
depolarlar.
Polenin
Bileşimi
Polenin
bileşiminde
yaklaşık
olarak
%10
su,
%20
ham
protein,
%28-35
karbonhidratlar,
%3-4
kül
ve
flavonoidler,
karotenoidler,
vitaminler(C,E,B
kompleksi),
mineraller,
tüm
serbest
aminoasitler,
nukleik
asit
ve
nukleositler,
enzimler(100den
fazla)
ve
büyütme
faktörleri
bulunur.
Polen
Üretimi
ve
Muhafazası
Polen
,polen
tuzakları
kullanılarak
toplanmaktadır.
Arının
taşıdığı
polen
çeşitli
tuzaklardan
geçerken
tuzak
haznesinde
birikir.
Biriken
polenler
1-2
gün
aralıklarla
boşaltılıp
42
C yi geçmeyen sıcaklıkta kurutma dolaplarında kurutulup su oranı %7-8 e
düşürülür.
Daha sonra eleklerden geçirilip temizlenen polen hava almayacak şekilde
ambalajlanıp soğuk ortamda saklanır.
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki polen toplamanın koloni performansı
üzerinde önemli bir olumsuz etkisi yoktur.
·
Kurutulmamış
polen,
oda
sıcaklığında
bir
kaç
gün
içinde
tüm
besleyici
değerlerini
kaybetmektedir.
·
Derin
dondurucuda
taze
polen
1
yıla
kadar
saklanabilir
(Dietz,
1975).
·
Kurutulmuş
polen
oda
sıcaklığında
bir
kaç
ay,
buz
dolabında
1
yıl,
buzlukta
birkaç
yıl
saklanabilir.
(Dietz
ve
Stephenson
1975
and
1980).
·
Polen
güneş
ışığı
almayacak
kavanozlarda,
kuru
ve
karanlık
odalarda
saklanmalıdır.
Polen
Toplamada
Dikkat
Edilecek
Konular
·
Zirai
mücadele
veya
ilaçlama
yapılan
alanlardan
polen
toplanmamalıdır
(Rai
et
al.,
1977).
·
Varroa
mücadelesi
veya
hastalık
olan
kolonilerden
polen
toplanmamalıdır.
·
Kovan
içerisindeki
pislik
ve
kırıntıların
polene
geçmeyeceği
Polen
tuzakları
kullanılmalıdır.
·
Nemli
veya
rutubetli
yerlerde
polen
içerisinde
maya
ve
küflerin
oluşmaması
için
polen
her
gün
toplanmalıdır.
·
Polen
taze
olarak
derin
dondurucuda
saklanmalı
veya
özel
fırınlarda
kurutulmalıdır.
·
Kuru
polende
rutubet
oranı
%
10
u
geçmemeli,
ısı
40
0C
üzerine
çıkmamalıdır.
Polenin
Fizyolojik
Etkileri
·
Klinik
çalışmalarda
Polenin
prostat
problemlerinde
(büyüme
ve
kansere
kadar
olan
rahatsızlıklarda)
ve
alerji
tedavisinde
başarılı
olarak
kullanıldığı
(Denis,
1966
and
Ask-Upmark,
1967)
bildirilmektedir.
·
Polenle
yapılan
hayvan
besleme
denemelerinde
iştah
artırıcı
ve
kilo
aldırıcı
etkisi
gözlenmiştir.
·
Polenin
bakteriostatic
etkisi
(Chauvin
et
al,
1952)
ve
antibacterial
etkisi
(Lavie,
1968)olduğu
bildirilmiştir.
·
Polenin
hayvanları
ve
insanları
radyasyon
ve
X
ışınlarının
olumsuz
etkilerinden
koruduğu
(Wang
et
al.,
1984;
Hernuss
et
al.,
1975,
as
cited
in
Schmidt
and
Buchmann,
1992)
belirtilmiştir.
Polenin
Kullanıldığı
Alanlar
·
İlaç
sanayiinde:Prostat
problemlerinde,
Alerjik
vakalarda
Astım
tedavisinde.
·
Yiyecek
sanayiinde:
Gıda
desteği
(Food
supplement)
·
Hasta,
çocuk,
yaşlı
ve
düşkünlerin
beslenmesinde.
·
Arı
kolonilerinin
beslenmesinde.
·
Bombus
arılarının
beslenmesinde.
·
Yarış
atlarının
beslenmesinde.
·
Kozmetik
sanayiinde.
·
Polinasyon
çalışmalarında.
·
Çevre
kirliliği
çalışmalarında.
ARI
SÜTÜ
Arı
sütü
6-12
günlük
işçi
arıların
ana
arıyı
ve
genç
larvaları
beslemek
için
yutak
üstü
salgı
bezlerinden
salgıladıkları
beyaz
krem
renginde
ve
tereyağı
kıvamında
protein,vitamin,mineral
maddeler
ve
iz
elementler
bakımından
oldukça
zengin
bir
besin
maddesidir.
Arı
Sütünün
Bileşimi
Aynı
genotipik
karakterli
döllü
yumurtalardan
çıkan
larvalar,kendilerine
verilen
arı
sütünün
nitelik
ve
niceliğine
bağlı
olarak
anatomik
ve
fizyolojik
bakımından
birbirinden
tamamen
farklı
iki
ayrı
birey
olabilmektedir.
Bu
farklı
besleme
sonucu
ana
arı
hastalıklara
karşı
direnç
kazanmakta
,
günde
kendi
ağırlığının
iki
katı
kadar
yumurta
üretebilmekte
ve
yıllarca
yaşayabilmektedir.
İki
bireyin
bu
denli
farklılaşması
yalnızca
arı
sütünün
olağanüstü
gücünden
meydana
gelmekte
ve
yalnızca
bu
yönü
bile
arı
sütünü
tüketen
bir
insanın
neler
kazanabileceğini
göstermektedir.
Arı
sütü
bileşim
itibariyle
oldukça
karmaşık
bir
yapıya
sahiptir.
Yaklaşık
yarısından
fazlası
su
,protein,
yağ,
şeker,
mikro
elementler
,
enzimler,
hormonlar,
vitaminler,
çeşitli
yağ
asitleri
,10-HDA ve daha birçok maddeye ek olarak %3 dolayında henüz belirlenemeyen
maddeler bulunmaktadır. Etkileri bilinen fakat belirlenemeyen bu maddeler arı
sütünün olağanüstü etkilerini meydana getirmektedir.
Arı sütü kalp rahatsızlıklarından kansere kadar bir çok hastalıkta vücudu
güçlendirmek,bağışıklık sistemini uyarmak amacıyla kullanılmaktadır. Özellikle
yoğun antibiyotik kullanan radyoterapi ve kemoterapi olan hastalarda muhtemel
karaciğer ve böbrek zararlarını önlemekte karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını
korumaktadır.
Arı
Sütü
Üretimi
ve
Muhafazası
Arı
sütü
üretimi
,ana
üretimi
ile
yakından
ilgilidir.
Ana
arı
üretiminde
bahsedildiği
gibi
yapılan
transferlerden
2-3
gün
sonra
yüksük
(hücre)
içinde
bulunan
larvalar
atılıp
geriye
kalan
arı
sütü
ağaç
kaşıkçıkla
veya
vakumla
yaparak,
renkli
şişelere
alınır.
Çünkü
arı
sütü
havadan,ışıktan,ısıdan,
rutubetten
ve
birçok
dış
etkiden
kolayca
etkilenip
bozulabilir.
Saf
arı
sütü
-5oC'de,
arı
sütü mamülleri
ise
5-10oC'den
serin
ve
kuru
yerlerde
saklanmalıdır.
Arı
sütü
¼
oranında
bala
katılarak
bal
içinde
daha
uzun
bir
süre
saklanabilir.
Arı
sütü
üretimi
ve
tüketimi
fazla
olan
ülkelerde
(Japonya,
Çin,
ABD
ve
bir
çok
Avrupa
ülkesi
)
toz
haline
getirilmiş
bozulmadan
çok
uzun
süre
saklanabilen
tablet
veya
kapsül
halinde
de
hapları
da
satılmaktadır.
Her
gün
yüzbinlerce
insan
besleyici
ve
bünyeyi
güçlendirici
bu
doğal
ilaçları
kullanmaktadır.
Arı
Sütünün
Tüketilmesi
ve
Faydaları
Arı sütü bal ile tüketilebileceği gibi saf olarak sabahları aç karnına,
kahvaltıdan en az yarım saat önce ve dil altından eğilimi yoluyla tüketilmesinin
daha doğru bir yaklaşım olduğu ortaya konulmuştur.
Normal şartlara ortalama doz yetişkinler için 0,5g , hastalık ve rahatsızlık
hallerinde 1 g olarak önerilmektedir. Çocuklarda ise yaşa ve doktor tavsiyesine
göre yetişkinler için belirtilen dozun yarısı ile ¼ 'i önerilir. Piyasada
bal-polen-arı sütü karışımları bulunmaktadır. Bu tür karışımların, 1Kg bal,
30-50 g arı sütü ile 100-150 g polen şeklinde olması tavsiye edilir.
Arı
Sütünün
Etkileri
Arı
Sütü
Ağız
Yoluyla
Alındığında;
·
Stimulant
-
Fiziksel
performansı
artırıcı,
hafızayı
güçlendirici,
zeka
açıcı,
kendine
güveni
artırıcı
etkileri
·
Genel
olarak
sağlıkta
ve
metabolizmada
düzelme
·
İştah
artırıcı
·
Doku
ve
cildi
yenileyici,
güzelleştirici
·
Seks
gücünde
artış,
yumurta
ve
sperma
üretiminde
artış
·
Viral
hastalıklara
karşı
direnç
·
Tansiyonu
düzenleme
·
Kansızlığı
(anemi)
giderme
·
Damar
tıkanıklarına
karşı
olumlu
etki
·
Kolestrolü
düzenleme
Arı
Sütünün
Topikal Olarak Kullanımı
·
Deriyi
gerdirme,
yenileme
ve
canlılık
·
Epitel
hücrelerini
geliştirme
ve
uyarma
·
Kırışıklığı
giderme
·
Derinin
yağ
sekresyonunu
düzenleme
·
Antibiyotik
aktivite
·
Escherichia
coli,
Salmonella,
Proteus,
Bacillus
subtilis
ve
Staphylococcus
aureus
(Lavie,
1968;
Yatsunami
and
Echigo,
1985).
·
Micrococcus
pyrogens
karşı
penisilinin
etkisinin
%
25
ini
göstermiştir.
(Blum
et
al.,
1959).
·
Antiviral
aktivite
(Derivici
and
Petrescu,
1965)
PROPOLİS
Propolis
arıların
bitki
filiz
ve
tomurcuklarından
topladığı,
kovan
giriş
deliğine,
çatlak
ve
kırıkları
kapattığı,
antibakteriyal,
antiviral,
antifungal,
antioksidan,
antiparazitik
özelliklere
sahip
yapışkan
ve
reçinemsi
bir
maddedir.
Arılar
bu
bitkilerden
topladığı
reçinemsi
maddeyi
arka
ayaklarında
kovana
taşırlar.
Balmumu
ve
bazı
sindirim
salgıları
ile
karıştırarak
kovan
içinde
kullanırlar.
Arılar propolisi
kavak,
meşe,
kayın,
okaliptus
ağaçları
ve
çalılıklardan
toplarlar.
Arının
arka
bacağında
taşıdığı
propolis
kovanda
ancak
diğer
arıların
yardımı
ile
boşaltılabilir.
Arılar
propolisi
kovanda
dip
tahtası,
çerçeve
kenarları
ve
giriş
deliği
arkasında
biriktirirler.
Propolisin
Fiziksel
Özellikleri
1.
Renk:
Bitki
türüne
bağlı
olarak
renk
sarıdan
koyu
kahveye
kadar
değişir.
2.
Propolis
60-70
0C
de
sıvı,
25-45
0C
de
yumuşak
ve
yapışkan,
15
0C
altında
ise
katı
kırılgandır.
3.
Propolis
etanol,
glycol
ve
suda
belirli
oranlarda
çözünür
4.
Anti
bakteriyal
komponentler
genellikle
alkol
ve
suda
çözülürler.
5.
Propolis
saf
katı,
sıvı,
tablet,
sprey,
pomad,
propolisli
sabun,
propolisli
şeker
vb.
gibi
birçok
şekil
ve
formulasyonlarda
pazarlanmaktadır.
Propolisin
Yapısı
ve
Bileşimi
Propolis
örneklerinde
bitkisel
kaynağa
bağlı
olarak
150-200
bileşik
veya
kimyasal
saptanmıştır.
Bunlardan
bazıları:
1.
Flavonlar
ve
flavonoidler
2.
Terpenler
ve
terpenoidler
3.
Aromatik
asit
ve
esterleri
4.
Alifatik
asit
ve
esterleri
5.
Amino
asitler
6.
Alkoller
7.
Aldehitler
8.
Kalkonlar
9.
Ketonlar
10.
Hidrokarbonlar
Propolis
Toplama
Yöntemleri
·
Çerçeveler
Arasından
Toplama
·
Kovan
Giriş
Deliğinden
Toplama:
Polen
üretimi
ile
birlikte
yapılır.
Bu
amaçla
polen
tuzakları
kullanılır.
Arının
dışarıdan
getirdiği
propolis
bu
tuzaklardan
geçerken
hazneye
düşer.
·
Örtü
Bezinden
Toplama:
Bunun
için
teli
özel
örtüler
kullanılır.
Arılar
bu
telli
örtünün
deliklerini
kapatmak
için
bu
kısımları
propolis
ile
doldurur.
Bu
örtü
sıcak
suya
batırılarak
propolisin
suya
geçmesi
sağlanır.
Buradan
toplanır.
Propolisin
Faydaları
Ve
Kullanma
Alanları
·
Anti-astımatik
etki
ve
ağız
spreyleri
·
Anti
romatizmal
(Donadieu,
1979),
etki
·
Akciğer
rahatsızlıklarında,
·
Melanoma
ve
carcinoma
tumor
hücreleri
tedavisinde,
·
Doku
yenileyici,
·
Kapillar
damarları
güçlendirici,
·
Anti
diabetik,
·
Fitoinhibitor,
(Donadieu,
1979;Bianchi,
1991)
Propolisin
herhangi
bir
yan
etkisi
yoktur
ancak
bazı
kişilerde
hafif
alerjik
reaksiyona
neden
olabilir.
Japonya
ve
Çin
gibi
Uzakdoğu
ülkelerinde
propolisin
bu
yüzyılda
keşfedilen
"
en
mükemmel
doğal
ilaç"
olduğu
kabul
edilmiştir.
Propolisin
Tıpta
Kullanımı
Antibiotic aktivite
·
Gram
positive
bacteriae
(Bacillus
brevis,
B.polymyxa,
B.pumilus,
B.
sphaericus,
B.
subtilis,
Cellulomonas
fimi,
Nocardia
globerula,
Leuconostoc
mesenteroides,
Leuconostoc
mesenteroides,
Staphylococcus
aureus
ve
Streptococcus
faecalis)
·
Gram
negatives
(Aerobacter
aerogenes,
Alcaligenes
sp.,
Bordetella
bronchiseptica,
Escherichia
coli,
Proteus
vulgaris,
Pseudomonas
aeruginosa
ve
Serratia
marcescens).
·
Staphylococcus
aureus
ve
Sptreptococcus
mutans.
(flavonoids
galangine
ve
pinocembrine)
Antioksidan aktivite
Arthritis,
Romatizma,
Artrosis
Anti-fungal
aktivite
:
(cynamic
acid
ve
flavonoid
crisina)
Anestetik etki
Kokainden
3-5
kez
daha
kuvvetli
anestetik
etki
nedeniyle
diş
hekimliğinde
kullanma
(Ghisalberti
1979)
Antiprotozoan etki
Trichomomas
vaginalis
(Scheller
et.al.,
1977).
Giardia
lamblia,
(Towers et. al., 1990)
Antiviral aktivite
Erpes
simplex
tip
1
ve
2,
adeno
virus,
corona
virus,
ve
rota
virus.
Antikanser
Propolisin
yapısındaki
cynamic
asit
ve
terpenoidler
sitotoksik
activiteye
sahiptir
ve
propolis
intestin,
böbrek,
meme,
burun
ve
pharynx
kanserinde
başarılı
bir
şekilde
kullanılmaktadır.
Dermatoloji
ve
Kozmetikte:
Antibakteriyel,
antifungal
ve
Doku
yenileyici
ARI ZEHİRİ
Arı
zehiri
işçi
arılarda
zehir
bezlerinde
üretilip
zehir
torbasında
depolanır.
Petek
gözlerinden
yeni
çıkan
arıların
zehir
üretme
yetenekleri
çok
az
olup
12
günlük
olduklarında
en
yüksek
kapasiteye
ulaşırlar
ve
20
günlük
olduklarında
zehir
üretme
yeteneklerini
kaybederler.
Arı zehiri
kimyasal
olarak
oldukça
karmaşık
bir
yapıya
sahiptir.
Farmakolojik
açıdan
önemli
aktif
maddeler
içerir.
Bunlardan
en
önemlisi
kimyasal
yapının
yaklaşık
%50'sini
oluşturan polipeptit
yapıdaki
melittindir.
Arı
Zehirinin
Bileşimi
Enzimler
Phospholipase
A2,
Hyaluronidase,
Acid
Phosphomonoesterase,
a
glucosidase,
hysophospholipase
Protein
ve
Peptitler
Melittin,
Pamine,
Mast
Cell
Degranulating
Peptide
(
MCD
),
Secapin,
Procamine,
Adolapin,
Protease
inhibitor,
Tertiapinc,
Küçük
moleküllü
peptides
(<5
amino
acids)
Aminler
ve
Diğerleri
Histamine,
Dopamine,
Noradrenaline,
Amino
asitler,
Şekerler,
Aromatik
maddeler,
Fosfolipidler
Arı
Zehirinin
Önemli
Etkileri
Arı
zehirinin
farmokolojik
etkileri,
bağışıklık
sistemini
uyarması
ve
birçok
rahatsızlığa
iyi
gelmesi
nedeniyle
son
yıllarda
üretimi
ve
tıpta
kullanımı
her
geçen
gün
artmaktadır.
Arı zehiri
saf
olarak
iğne
şeklinde,
krem,
tablet
ve
merhem
şeklinde
ilaç
sanayiinde
yaygın
olarak
kullanılmaktadır.
Farmokolojik
olarak
arı
zehiri
kan
dolaşımını
artırıcı,
bakteri
öldürücü,
radyasyona
karşı
koruyucu,
tansiyon
düşürücü
etkileri
ve
bağışıklık
sistemini
aktive
edici
etkilere
sahiptir.
Son
yıllarda
yapılan
çalışmalarda
arı zehiri
multiple
sclerosis
(MS)
aids,
kanser
ve
tedavisi
mümkün
olmayan
bir
çok
hastalıkta
başarı
ile
kullanılmaktadır.
Arı
zehirinin
bu
özellikleri
ve
yaygın
olarak
kullanımı
nedeni
ile
APİTERAPİ
başta
ABD
ve
birçok
Avrupa
ülkesinde
alternatif
tıp
olarak
kabul
edilmiş
ve
Apiterapi
hastaneleri
kurulmaya
başlanmıştır.
Arı
zehirinin
etkili
olduğu
diğer
bazı
hastalık
ve
rahatsızlıklar;
Arthritis,
Epilepsy,
Myositis,
Iritis,
Bursitis,
Migren,
Rhinosinusitis,bazı
kanser
türleri,
damar
tıkanıkları,
kolestrol,
Intercostal
myalgia,
Astım,
Keratoconjunctivitis
|